
Onun bir pop efsanesi olduğunu zati öğreniyoruz, fakat adının önündeki sıfatlar yalnızca bu kadar değil. O üç çocuğun annesi, hakikat bir yogi, çocuk kitabı yazarı, kızı Lourdes’le beraber tasarımcı ve en ehemmiyetlisi zamana alan okuyan bir kadın…

Madonna, 1978 senesinde kamera karşısına geçmeden evvel bu resmi sürükletmişti. Saç bantlarını böyle kullanmak henüz kimsenin usuna gelmemişken…

1979 senesinde punk tarzına girdi ve saçlarını kestirdi.

1983 senesinde kendi ismiyle anılan albümü çıkardığında artık stiliyle herkesin önündeydi.

Onun trendleri takip ettiğini söyleyemeyiz.
Her yaptığı artık modaydı.

Fakat o da kendini Marilyn Monroe etkisine gizleyemedi, her kadın gibi onun hoşluğuna hayrandı. 1987 senesinde onun imajını sınadı.

Sarı saçlarıyla ünlü olan Madonna 1991 esmerdi. Cannes Film Festivali’ne geyşa tarzıyla katılmıştı.

Esmerlik uzun sürmedi. 1996 senesinde, karizmasının doruğunda yine orta boy sarı saçlarına döndü.

1998’te ‘deneysel’ bir siyah saç yarıyılı geçirdi. Trendsetter efsanenin bu imajı pek sevilmedi.
Fakat saçlarını koyulaştırdığı son yıl 2003…

Her yarıyıl modayı etkileyen Madonna’yı 2005’te retro merakı sardı.

2007 senesinde de retro dalgalar kullanıyordu. Gerçekten bu saç modeli ona çok yakışıyor.

2008’de 11. albümünü yayınlamış olmanın şerefi ve muhteşem makyajıyla kameralara böyle tebessümdü.

2010’da altın ışıltılı saçları yeniden retro dalgalarla süslenmişti.

Yıllardır beklenen konseri için şu an İstanbul’da olan Madonna’nın ebediliği yalnızca müziğiyle değil, stili ve hoşluğuyla da anılıyor.




