Tuzlu yemek yemenin hasarları kronik hastalıklara yol açıyor!

Tuzun insan sıhhatine olan hasarlarını öğrenmeyen yoktur. Kısa müddette bağımlılık yapan bu alışkanlık hakikatinde dışarıdan almanıza gerek olmayan bir mineraldir. Az harcandığında baş dönmesi ve tansiyon düşüklüğü yapsa da genel olarak fazla tüketiminde daha ciddi meseleler yaşanmaktadır. Uzmanlar uyarıyor! Tuz yeme alışkanlığı geri dönüşü olmayan sağlık meselelerine yol açıyor. Tuzun insan sıhhatine olan hasarları hakkında tüm merak edilenleri Uzm. Dr. Güzin Oğuz Yıldırım’dan bildik. 

GERİ DÖNÜŞÜ OLMAYAN HASTALIKLARA YOL AÇIYOR 

 Tuz yeme alışkanlığının başta kalp, böbrek, pankreas hastalıkları olmak üzere obezite ve diyabet gibi öbür kronik hastalıkları da birliktesi getirdiğini belirten uzmanlar bu alışkanlığın ilerleyen senelerde geri dönüşü olası olmayan hastalıklara yol açtığının altını çizdi.

GÜNDE 1 ÇAY KAŞIĞI TUZ YETERLİ

Günlük tuz tüketiminin, 5 gramdan az takribî 1 çay kaşığı olması gerektiğini ifade eden Uzm. Dr. Güzin Oğuz Yıldırım; tuz tüketiminin eksiltilmesinin işlenmiş hazır yiyecekleri eksiltmek ve marketlerdeki gıdalardan en az sodyum kapsayanları seçmekle başlayacağını belirterek, laflarını şöyle sürdürdü: “Günlük tuz kullanımının 5 gramdan az olması; kalp sıhhati tehlikesini aşikar oranda eksiltir, uzun sağlıklı yaşam talihini artırır ve senede 2,5 milyon hayat kurtarır.

Günlük olarak 5 gramı 1 tepeleme çay kaşığı veya l silme tatlı kaşığı geçmemelidir. Yiyecek sanayisinde kullanılan ve genellikle ambalajlı gıdaların yiyecek yaftasında yer alan mono sodyum glutamat, sodyum nitrat, sodyum bikarbonat, sodyum sitrat, sodyum askorbat vb. tüm sodyumlu bileşiklerin tüketimine dikkat edilmelidir.”

 SOFRANIZDAN TUZLUĞU KALDIRIN!

Gıdaların bileşiminde sodyum bulunması sebebiyle hazırlama ve pişirme sırasında muhtemelse tuz ilave edilmemelidir. Sofrada yemeklere tuz ilavesi yapılmamalı ve sofradan tuzluk kaldırılmalıdır.

HAZIR GIDALARIN TÜKETİMİNİ SINIRLANDIRIN 

Kapsadığı tuz ölçüyü sebebiyle hazır gıdaların tüketiminin hudutlandırılması gerektiğini kaydolan Dr. Güzin Oğuz Yıldırım, şunları söyledi: “Hazır soslar soya sosu, ketçap sos, barbekü sos, tartar sos, salsa sos, hardal, makarna sosu gibi, atıştırmalık mahsuller cips, hububat bazlı bar, meyve bazlı bar, patlamış mısır vb., tuzlanmış kuruyemişler fındık, fıstık, ceviz, badem, leblebi, kavurga, kabak ve ayçiçeği çekirdeği, her türlü çekirdek içi vb., turşu ve salamura siyah ve yeşil zeytin, sebze turşuları, balık konserveleri, tuzlanmış, tütsülenmiş ve/veya salamura edilmiş et ve balık mahsulleri ile aromalı/aromasız, natürel/natürel olmayan mineralli meşrubatlar yüksek ölçüde tuz kapsamaları sebebiyle az harcanmalıdır.”

SALAMURAYI HARCAMADAN EVVEL SUDA BEKLETİN

Ananesel olarak evlerde hazırlanan turşu, salça, tarhana, kurut, yaprak salamurası gibi besinlerin tuz içeriğinin fazla olduğunu anımsatan Yıldırım, “Bu sebeple daha az harcanmalı ve hazırlarken yüksek ölçüde tuz kullanımından sakınılmalıdır.

Güzin Oğuz Yıldırım laflarına şu biçimde devam etti: ”Satın alınan işlenmiş mahsullerin yafta bilgisi kesinlikle okunmalı, tuzsuz ya da tuzu eksiltilmiş mahsuller seçim edilmelidir. Ambalajlı tüketime sunulan gıdaların içeriği yafta bilgisinden okunmalı ve eş yiyeceklerde tuz ve tuz yerine geçen maddelerin ölçüleri daha düşük olanlar seçim edilmelidir.”

”Ev dışı beslenmede yemeklerin ve gıdaların içindeki tuz ölçüyü bilinerek muhtemelse az tuzlu veya tuzsuz hazırlanması istenmelidir. Tuz yerine natürel lezzet artırıcılar soğan, sarımsak, baharatlar, limon, sirke, biber vb. kullanılmalıdır. Tuz tüketiminin eksiltilmesi mevzusunda bir zaman ısrarlı davranıldığında, bireyin tuzu eksiltilmiş beslenme şekline alışabileceği unutulmamalıdır.”

 

KAYNAK: POSTA

.